Zamansız bir anda, ARKHÉ’nin derinliklerinde, mekânın ve zamanın henüz ayrışmadığı bir boşlukta bir alan açıldı. Bu alan, ne bir başlangıçtı ne de bir son; ilk ilkenin beden bulduğu bir arayüzdü.
Orada yüzü maskelerle gizlenmiş insanlar vardı. Her biri bir rol taşıyordu; kimisi savaşçı, kimisi bilge, kimisi bekçi… Bu maskeler sayesinde kendilerini sunuyor, toplumsal oyunların içinde yer alıyorlardı. Ancak maskelerin ardında, kim olduklarını kimse bilmiyordu – belki onlar bile.
Bu insanların arasında küçük bir çocuk dolaşıyordu. Çocuk, henüz bölünmemiş algısıyla her şeye dokunuyor, görünmez iplerle kum saatiyle oynuyordu. Oyun oynarken zamanın ne demek olduğunu bilmiyordu; geçmişi ve geleceği yoktu, sadece anın içinde var oluyordu.
Uzakta bir kuş ve beyaz bir geyik benzeri yaratık oturuyordu. Hayvanlar, içgüdünün ve bölünmemiş özün temsilcileriydi. İnsanlar maske takarken, onlar oldukları gibi görünüyordu. Kuş etrafı seyrederken, geyik toprakla ve köklerle bağlantı kuruyordu. Onlar için zaman yoktu; sadece varoluş vardı.
Bir köşede, kum saatinin altında, yüzsüz bir figür sessizce oturuyordu. Ne maske takıyor ne de oyuna katılıyordu. Duru, hareketsiz ve dingindi. Her şeyi izliyor ama hiçbirine karışmıyordu. Bu figür, tanıktı: bilincin gözlemleyen yanı, olup bitenleri etiketlemeden gören taraf.
Kum saati ise alanın tam merkezindeydi. Kumlar akmıyordu; sanki zaman askıda duruyordu. Saatin içindeki yüz, bilincin zamana hapsolmuş yanını simgeliyor, üstünde duran figür iplerle aşağı sarkıttıkça, yukarıdaki ve aşağıdaki katmanlar arasında bir köprü kuruluyordu.
Zeminden kökler uzanıyor, bitkiler filizleniyor, beyaz çiçekler açıyordu. Bu kökler, bilincin en derininden yüzeye uzanıyordu. Bir yerde dev bir göz, bir embriyo gibi kıvrılıp duran bir forma bakıyordu; bu, yeni bir benliğin ya da düşüncenin oluşma anıydı.
Maske tutan bir el de vardı. Elin sahibi görünmüyordu; belki de her birimizdik. Maske, elden ele dolaşan bir nesne gibiydi; herkes dilediğinde onu takıp çıkarabiliyordu.
Bütün bu figürler, olaylar ve semboller, lineer bir hikâyenin parçaları değildi. Onlar ilk ilkenin farklı tezahürleriydi. Zamanın, kimliğin, doğanın, oyunun ve tanıklığın aynı anda ve aynı yerde var olabileceğini gösteriyorlardı. Maske takan da, maskesiz oturan da, çocuk da, hayvan da, kum saati de – hepsi tek bir alanın unsurlarıydı.
Ve hikâye şöyle bitti ya da hiç bitmedi: ARKHÉ, her şeyi mümkün kılan o ilk ilke olarak durmaya devam etti. Maske takan bir gün maskesini çıkarırsa, çocuk oyunu bırakıp tanığa yaklaşırsa, kum saati tekrar akmaya başlarsa… tüm bu değişimler yine o aynı alanın içinde olacak. Çünkü bu hikâye, bir sona değil, sürekli bir varoluşa işaret ediyor – hikâye olmadan, alan olarak var olmaya.
Malzeme: Kanvas kumaş üstüne baskı
Ürün Ebatları: 70 × 120 cm · 82 × 140 cm · 100 × 170 cm
Bakım ve Kullanım Önerileri: Şömine üstüne ya da kalorifer peteklerinin üzerine asılmamalıdır. Tablo yüzeyi tozlanmış ise pamuksuz bir bezle hafifçe silinebilir. En iyi temizleme yöntemi hava püskürterek yapılan temizlemedir..
Teslimat Bilgisi: Bu ürün Eudoimoniart tarafından 7 gün içerisinde kargoya verilecektir.